(fotoğraf; Umay Umay )
Hislerimle karışan,çarpıklaşan algılarım yer edinemiyor ruhumda ,barındıramıyorum, fışkırıyor oluk oluk ... Fikrimin firarları kadar firar edebilse şu bedenim...Yalnızlık hecesinden bir sonraki durakta ineceğim istikametini şaşmasa yönlerim... İç bunalmalarımı ,duygu yoksunluğumu , içten içe sızlanmalarımı an be an açık eden ve yalnızca dehşetle bakan gözlerimin iş-güzarlığıyla iş-birliği arasında kalan ifadelerin tutanağını hangi acımasız ellerde aramalıyım bilemiyorum..
Bencillikle boyadığımız duvarlarımız gibi arzularımız..Sadece o rengin içine akıyor,transfüzyonuna maruz kalıp kurtulamıyoruz..İç içe geçiyor renkler bencillik bulaşıyor teker teker hepsine ..
..Koparıp renklerimi ,nefes nefese uzaklaşıyorum..Bencilliğin bencilliğine kapılmadan ayılıyor,fırlatıp atıyorum içimdeki bütün egoist tanrıçaları...Ağrılarım,acılarım çok evet..Ele geçirmelerine izin vermiyorum...Ama bir anlık rahiya medusa darbesi bırakacak bilinçaltımda..Biliyorum..Sonrası hissizlik...Sonrası taşla(ş)ma...
Ağır geliyor ağırlaşan suretleriniz... Ağır aksak gösterilen samimiyetleriniz ...Altından fırlayacak niyetleriniz... Çıkarsız kalmayan iyilikleriniz...Çıkarsanız maskelerinizi eriyiverecek suretleriniz...Suretlerinizden suretleniriz,ne(yi)me lazım (!)
Ağzımda ehemmiyetli ,ağdalı ve öfkeli ,nüfuzu derin küfürler biriktirdim hepin(m)iz için ...Dilimi bu kadar yoran algıların(m)ızın içine ediyorum itinayla..
Ölümüme dek sürecek tüm çirkinliklere, çirkinliğime olan çirkince mücadelem..
Bir melodi kulağımda ;bu hınca hınç savaşta fısıldıyor ruhuma ''lost in this world''...
''Işıklar kesildiğinde tam da burası bulunacak olduğum yerdir'' diyor dudaklarım ona ..
Ve gülümsemem hatırlatıyor yalın ayak bastığım topraklar üzerine doğan gün ışığına ''I am the only one...Wherever ı go''..
15 Mayıs 2012 Salı
Haksızlık...
21. yüzyıl kızgın tanrıçaların ve ölü ruhların savaşı ...
Medusa darbeleri çoğaldıkça silikleşiyor ruh tasvirine yakışmayan varlıklar, hangi yana dönseler taşlaşıyor umutları.
Lilith'in kan emiciliği ,ruh emiciliği ve intakımı bulaşmış her yana...
Körleştirilmiş tüm mütevazilikler eşiliğinde tehlikesi farkedilmiyor kibir tanrıçasının.
Dea Tacita'ya gömülmüş bulanık sonsuz yaşamları arıyoruz...
Yıkıntıların ardında Kybele'leri.
Ya güneşin arkasına umutlarını saklayan kadınların bekleyişi,öpüşleri,acıları,aşkları...Çocuklarını doğuran bu kadınların;kanaya kanaya hırçınlaşmış bu tanrıçaların ölümsüzlüğüne neden inanmıyorsunuz?
Oysa ki asırlar öncesinde yüklenmişti dişiliğin kudreti yaşayan ve yaşamayan bütün kavramlara...
(resim) M.C.ESCHER
Hemen hemen her akşam eve içim sıkkın dönüyorum.Niçin? Bu 'niçin'in bir cevabı yok.Bir işim mi sarpa sardı?
Bir yerim mi ağrıyor? Birisiyle mi çatıştım? Hayır, sadece içim sıkkın.Kendime sorduğum bu sorular girdabında kayboluyorum çoğu zaman.Halbuki ne dertler,ne sıkıntılar,ne acılar var bu hayatta...
Bu iç sıkıntılar,bu bunalmalar tek bir sonuca ulaştırıyor sorularımı;yaşanmışlıkların,görmüşlüklerin,öğrenmenin aslında sonu olmadığını...
İnsanın sınırı yoktur bilgi denizinde,uğraşılarında.Öğrenmeyi ,keşfetmeyi bıraktığımız an tekdüzeleşiyor herşey.İşte bu noktada kapana sıkışıyor her şey ve sorunlar bir çok sonuç doğuruyor...Tatminsizliği,yalnızlaşmayı,paylaşım yoksunu olmayı ve insanlardan uzaklaşmayı.İnsanın kendini adadığı,heyecan duyduğu ve arzu ettiği bir eylemi yoksa eğer,umutlarından da vazgeçmişse ;içinde taşıdığı varoluşun en büyük sorunlarından biriyle yüz yüze kalıyor...
Yaşama arzusu,öğrenme tutkusu, keşfetme ve paylaşma isteği yanıtsız sorular değil içi ve manası dolu yanıtlar getirecektir yolumuza...
Evet hayat sorguladıkça,merak ettikçe dallanıp budaklanıyor.Dikkat etmemiz gereken bu sorgulamanın bizi nerelere taşıdığıdır...
Hemen hemen her akşam eve içim sıkkın dönüyorum.Niçin? Bu 'niçin'in bir cevabı yok.Bir işim mi sarpa sardı?
Bir yerim mi ağrıyor? Birisiyle mi çatıştım? Hayır, sadece içim sıkkın.Kendime sorduğum bu sorular girdabında kayboluyorum çoğu zaman.Halbuki ne dertler,ne sıkıntılar,ne acılar var bu hayatta...
Bu iç sıkıntılar,bu bunalmalar tek bir sonuca ulaştırıyor sorularımı;yaşanmışlıkların,görmüşlüklerin,öğrenmenin aslında sonu olmadığını...
İnsanın sınırı yoktur bilgi denizinde,uğraşılarında.Öğrenmeyi ,keşfetmeyi bıraktığımız an tekdüzeleşiyor herşey.İşte bu noktada kapana sıkışıyor her şey ve sorunlar bir çok sonuç doğuruyor...Tatminsizliği,yalnızlaşmayı,paylaşım yoksunu olmayı ve insanlardan uzaklaşmayı.İnsanın kendini adadığı,heyecan duyduğu ve arzu ettiği bir eylemi yoksa eğer,umutlarından da vazgeçmişse ;içinde taşıdığı varoluşun en büyük sorunlarından biriyle yüz yüze kalıyor...
Yaşama arzusu,öğrenme tutkusu, keşfetme ve paylaşma isteği yanıtsız sorular değil içi ve manası dolu yanıtlar getirecektir yolumuza...
Evet hayat sorguladıkça,merak ettikçe dallanıp budaklanıyor.Dikkat etmemiz gereken bu sorgulamanın bizi nerelere taşıdığıdır...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


